Design, görüntüden ibaret değildir; deneyimin kurgusudur. Kullanıcı nereye bakacak, neyi önce anlayacak, hangi adımı sezgisel bulacak? İyi tasarım, zihni yormadan yönlendirir. Sade görünmesi, arkasında çok karar olduğu anlamına gelir: hiyerarşi, boşluk, tutarlılık, erişilebilirlik, hata anları… Tasarım aynı zamanda empati işidir; “Ben olsam” değil, “kullanıcı olsam” diye düşünmektir. Teknolojide design, performansla da ilgilidir: gereksiz adımlar gecikme gibi hissedilir. İnsan hayatında da tasarım vardır: gününü tasarlarsın, çalışma alanını tasarlarsın, iletişim tarzını tasarlarsın. Tasarımsız hayat, rastgele akışa teslim olur; tasarımlı hayat, niyeti görünür kılar. Design, zorlaştırmak değil, kolaylaştırmaktır—ama yüzeyselleştirmeden. İyi tasarım, derinliği saklamaz; derinliği erişilebilir kılar. Sonuçta tasarım, “nasıl hissettirdiğin”dir. İnsanlar çoğu zaman özellikleri değil; hissettirdiğini hatırlar.