Data, tek başına “bilgi” değildir; daha çok ham gerçeklik kırıntılarıdır. Bir sensörün ölçümü, bir tıklama kaydı, bir form cevabı, bir konum noktası… Hepsi data olur ama anlam, ancak bağlam eklenince doğar. Bu yüzden data, güçlü olduğu kadar tehlikelidir: yanlış yorumlanırsa yanlış karar üretir. İyi veri; temiz, tutarlı, izlenebilir ve amaçla uyumludur. Kötü veri; eksik, gürültülü ve çelişkili olur—sonra da “sistem bozuk” diye suçlanır. Aslında çoğu zaman sistem değil, veri beslenmesi sorunludur. İnsan tarafında da data gibi yaşarız: gün içinde topladığımız izlenimler, duyduklarımız, küçük ipuçları… Hepsini gerçek sanarsak yanılırız; doğrularsak güçleniriz. Data yönetimi, merakla başlar: “Bu nereden geldi, neyi temsil ediyor, neyi temsil etmiyor?” Doğru sorular sorulduğunda data, tahmin değil; yön gösteren bir pusulaya dönüşür.