Backbone, bir yapının taşıyıcı hattıdır; ağlarda ise trafiğin omurgası. Her şey onun üzerinden akar: veri, istek, yanıt, senkronizasyon. Backbone sağlam değilse en iyi servisler bile yavaşlar, en iyi tasarımlar bile çöker. Bu yüzden backbone, görünmez ama hayati olandır. İnsan hayatında da omurga benzetmesi çalışır: değerler, rutinler, temel beceriler… Günlük hayatın yükünü onlar taşır. “Ne olursa olsun” dediğin şeyler, backbone’un parçalarıdır. Teknolojide backbone’u kurmak, doğru kapasiteyi seçmek, yedeklilik planlamak, izleme kurmak ve arızayı öngörmek demektir. İhmal edildiğinde kriz çıkar; yatırım yapıldığında güven oluşur. Backbone, gösterişli değildir; ama her şeyi mümkün kılar. Bazen ilerlemek için yeni özellikler eklemek değil, omurgayı güçlendirmek gerekir. Çünkü taşıyıcı hat güçlenince, üzerine kurduğun her şey daha hızlı ve daha sakin çalışır.