Artificial kelimesi, “doğal olmayan” gibi görünse de teknoloji bağlamında çoğu zaman “insan yapımı zekâ ve düzen” anlamına gelir. Artificial olan şey, bir niyet taşır: eksik kalan bir yeteneği tamamlamak, zor olanı kolaylaştırmak, hız kazandırmak. Ancak burada kritik bir çizgi vardır: Yapay olanın gücü, onu nasıl eğittiğin ve hangi amaçla kullandığınla belirlenir. Artificial sistemler taklit edebilir, tahmin edebilir, öneride bulunabilir; ama değer yargısını sen koyarsın. Bu yüzden artificial kavramı, sorumluluk davetidir. “Bu çözüm kimi dışarıda bırakır?” “Hangi veriye dayanır?” “Hata yaptığında bedelini kim öder?” soruları, yapay gücü insanî kılar. Artificial bazen soğuk bir kelime gibi gelir; oysa doğru tasarlandığında sıcak bir destek mekanizmasıdır: yükü hafifletir, kararları görünür kılar, öğrenmeyi hızlandırır. Yapay olan, insanı küçültmek için değil; insanın potansiyeline alan açmak için var olduğunda anlam kazanır.