Point, hem bir yer hem bir anlamdır. Grafikte bir nokta veri olur; haritada bir nokta konum olur; tartışmada “point” argüman olur. Noktanın gücü, odak sağlamasıdır: dağınık bir alanı tek bir koordinata indirger. Teknolojide noktalar, ölçümün en küçük tanıklarıdır; ama tek nokta gerçeğin tamamı değildir. Trend görmek için çok nokta gerekir. İnsan tarafında point, cümlenin özüdür: “Asıl söylemek istediğim şu.” Bu netlik, iletişimi hızlandırır. Bir de turning point vardır: kırılma noktası. O an, küçük bir karar bütün rotayı değiştirir. Noktalar birleştikçe çizgi olur; çizgiler birikince hikâye çıkar. Hayatta da öyle: küçük anlar birikerek kimliğini yazar. Point, küçüğü ciddiye almayı öğretir. Çünkü büyük değişimler, çoğu zaman tek bir noktadan başlar: bir fark ediş, bir konuşma, bir “tamam” ya da bir “hayır”.