gulten akin  

başlık içinde ara
  1. kadından şair olmaz diyenlere cevaptır. milliyet gazetesi yaşayan en büyük şair seçmiş. doğrudur. toplumsam gerçekçiliği temele alıp halkın öz diline gitmeyi denemiştir.

    deli kızın türküsü

    i

    sabahleyin

    karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim
    beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde
    eliniz beyazken uzatın isterim
    karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim

    ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
    uzanmışım gölgeliğe bir başıma
    şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan
    içten içe ürküyorum ama
    böyle de iyiyim

    siz dayanılmaz bir 'günaydın' sınız
    sabah sabah insanı ayağına getiren
    hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren
    siz çocuk ağızlı bir 'günaydın' sınız

    çocuk ağzınızla biraz daha durun
    gittiğinizde güz gelmiş olacak

    güz gelirken bir yanı kara sevdalarla
    avcumda bu yavru kuş varken tedirgin
    sizde tutunacak yaslanacak kollar
    biraz daha durun biraz daha
    karayı kaldırın mavi koyun umudumu götürmeyin

    akşamüstü

    yollarda akşam dönüşü yorgun argın
    siz yoksunuz şiir yazan ellerim yok
    yarımla dışa dönmüşüm yarım susken
    çizginin üstindekiler yüz yüze
    koca bir gün ne yapmışım nasıl yaşamışım
    haberim yok

    dokunup çekilen bir şarkı rüzgarla
    vakti yalanlıyor sıcak sıcak
    sinema dönüşü iş dönüşü yahut bahanesiz
    beyazın tam ortasında bekliyorum
    ya gelmezseniz ne olacak

    maviyi kaldırın kara koyun sırasıdır
    bana yeni tutkular gerek bıktım
    bir solukta buz gibi yaşamak isterim
    beni öldürürse bu umut öldürür

    gece türküsü

    alıp ayaklarımı yollardan şöyle rahat
    tam kendimi bulacakken
    kim getirir sizi başucuma
    kim kaldırır uzun uykunuzdan

    başlar gecenin oyunu delice
    dizlerime yükselir bir deniz
    anıları küçük yıldızlar gibi karanlıkta
    yanıma yöreme indirirsiniz

    ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
    uzak uzak gitmede fayda yok
    şimdii bütün şehirler birbirine benzer
    bir kendi kendime doyasıya
    bu gece sussanız dinlensem
    ne gezer

    ii

    şimdi insanların yalnız kolları var
    ve ben delice bir şey istiyorum
    şimdi insanların yalnız kolları var
    ve ben başımı koyuyorum

    tuttu bir alacakaranlık bastı
    bütün şehirler birbirine benzedi
    saklı köşem bir daha aldattı ellerimi
    ellerimde iki üç isim kaldı

    adına yakılan mumlar isa' nın
    yana yana bitti umutsuz
    isa, resimleri kadar güzel değildi
    biri kardeşliğimi aldı gitti
    şimdi ben delice yaslanmak istiyorum
    şimdi insanların yalnız kolları var

    iii

    sana büyük caddelerin birinde rastlasam
    elimi uzatsam tutsam götürsem
    gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
    anlasan

    elimi uzatsam tutamasam
    olanca sevgimi yalnızlığımı
    düşünsem hayır düşünmesem
    senin hiç haberin olmasa
    senin hiç haberin olmaz ki
    başlar biter kendi kendine o türkü

    yağmur yağar akasyalar ıslanır
    bulutlar uçuşur gecelerin
    ben yağmura deli buluta deli
    bir büyük oyun yaşamak dediğin
    beni ya sevmeli ya öldürmeli

    yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
    böcekler gibi başlamalı yeniden
    bu allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
    yan garipliğine yürek yan
    gitti giden


    (bdr, 13.03.2010 03:22)
  2. "kırmızı karanfil", "maraş'ın ve ökkeş'in destanı", "seyran" gibi kitaplarıyla tanınmış günümüz türk şairi.
    (endoplazmik bir kulum, 17.03.2010 15:45)
  3. grup yorumun erdal ereni hafızalarda saklanmaya çalışılan yerinden tekrar tekrar çıkaran büyü şarkısının söz yazarıdır. bir de üşümekten değil korku demiştir ki dönüp dönüp okunası şairdir.

    -büyü-

    büyü de baban sana,
    büyü de büyü
    acılar alacak yokluklar alacak,
    büyü de baban sana

    büyü de baban sana,
    büyü de büyü
    bitmez işsizlikler, açlıklar alacak,
    büyü de baban sana

    büyü de baban sana,
    büyü de büyü
    baskılar, işkenceler,
    kelepçeler, gözaltılar,
    zindanlar alacak

    büyü de baban sana,
    büyü de büyü
    büyüyüp de on yedine geldiğinde,
    baban sana idamlar alacak

    -üşümekten değil korku-

    yorgun savaşçılarız, yengiler eskitti bizi
    utanırız tadına varmaktan içkilerimizin
    biri bütün güneşleri toplar, vermeye bekletir
    üşümekten değil korku, ısınır olmaktan
    yorgun savaşçılarız, sevgiler ürküttü bizi

    tutulmuş dağ yolları oklar ve tuzaklar
    biri dostluk adına bağışlar çirkinliğimizi
    düz yollara düşeriz yeniden oksuz ve tavşansız
    yılgın savaşçılarız, sevgiler ürküttü bizi

    (giddd, 13.04.2010 00:54)
  4. kendisini tanıma şerefine nail olduğum şiirin bilge anatanrıçasıdır. bilge bir şiirdir, gülten akın şiiri. bilenlerin mahcubiyetiyle, alttan almasıyla, biraz da ögrenmeye meraklı cahilliği ile iç içe bir şiirdir. bitmesini hiç istemeyenlerin, sarhoş hayallerine kapı açan bir şiir. şiirine evreni katarak akıp giden her ihtimalde okuyanın içine süzülen,oradan da çoğalarak suyuna katıp götürendir.
    seni sevdim...

    seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
    uyandım bir sabah gibi değil, öyle değil
    nasıl yürür özsu dal uçlarına
    ve günışığı sislerden düşsel ovalara

    susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
    mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
    yitik ceren arayı arayı anasını buldu
    adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
    soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı ağustos dindi
    seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

    seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
    ve onların yoğun boyunlu kadınları
    düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
    yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
    köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
    dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
    nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
    senet senet satılmadan önce
    şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
    tanrı parsellenip kapatılmadan önce
    seni sevdim. artık tek mümkünüm sensin.

    (unutgitsin, 13.04.2010 01:07)